arama

Kadim Bir Kürd Aşireti: Zeydan Aşireti Bitlis

Zeydan isminin kökeninin, Kürdçedeki zeyî-dan yani arıcılıkdaki ‘oğul vermek, çoğalmak’ fiili gibi bir kökenden geldiği söylenir. Zeydan (Zeîdan, Zeydanlı, Zeydî – Zeîdanî) aşireti, İslamiyet öncesi de dahil olmak üzere yüzyıllardır ’Serhad – Cizira Botan’ bölgesi diye adlandırılan bu bölgede var olmuş Rojkîlî bir Kürd aşiretidir. Zeydan aşiretini ’Zindan, Sidan ve Zedan’ olarak, Arap alfabesi ile yazılmış Arapça, Osmanlıca ve Farsça kaynaklardan da çevirmişlerdir.
Zeydan Aşireti Hakkında Bilgiler
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • Kundir Kundir

Rojkî, yirmibeş (bazı yerlerde yirmidört) Kürd aşiretinin 1000’li yıllarda Bitlis’in hemen dışındaki Xuyt köyü Tap mıntıkasında toplanarak bir gün (Roj-(y)ek) içerisinde kurmuş oldukları aşiretler konfederasyonuna verilen Kürdçe bir isimdir. Zeydan aşireti tarih boyunca Bitlis merkez de dahil olmak üzere, civar köylerde ve diğer yerleşim yerlerinde ikamet etmiş köklü ve saygın bir aşirettir. Rewadî ve Şeddadî Kürd hanedanlıkları (900’ler) sırasında Kafkaslarda ve özellikle Dvin şehri civarında dahi var oldukları belirtilir. Aynı şekilde Hakkari, Şırnak, Ağrı, Van, Erzurum, Malatya ve Diyarbekir şehir sınırları içerisinde de köyler, mahalleler ve aynı isim ile yerleşim yerleri yüzyıllardan beri bulunmaktadır.

Kürt Aşiretleri

Bitlis Salnamelerinde de geçen Zeydan isminin, yazılı eski kayıtlar arasında 1555 tarihli Osmanlı Tahrir defterlerini sayabiliriz. Ayrıca Bitlis’in hemen dışındaMutki ilçesi Meydan köyü yakınlarındaki Zeydan köyünde bulunan çok eski tarihi Zeydan Kalesi’nin adı da arşivlerde geçer.

Bitlis’teki köklü ve yerleşik Kürd aşiretleri olarak Zeydan ve Modkan (Mutki) adları bu defterlerde yer alırlar. Zeydan aşiretinin civar köylerdeki varlığı da tüm detayları ile bu kayıtlarda gösterilmiştir. Zeydan köyleri olarak; Tanulet, Arı (Azı) Seleri, Buğnaret, Dakar, Teberük, Şib, Köşk, Huban ve Haluneşk isimleri belirtilirken; Modkan aşireti köyleri ise Erûs, Neyhir, Aritan, Ziyaret, Bendruk, Vartuğ, Mezra, Hizan, Kanus ve Ağnik isimleri ile geçer. (1)

Her ne kadar bazıları Zeydanların Hakkari Gever/Yüksekova tarafından Bitlis’e geldiklerini ileri sürseler de, gerçekte Zeydan aşiretinin bir kolu 1530’larda o mıntıkaya gitmiş ve orada yerleşmiştir. Şerefname’de Rojkanlı Şerefxanların Safaviler’e sığınmaları süreci anlatılırken, nasıl bazı aşiretlerden onlara yardıma gidenlerin olduğunu ve bazılarının da Hakkari mıntıkasında kaldıkları aktarılır.

Zeydanların, Pînyanîşî ve Herkîler ile aynı kola ait olduklarını söyleyenler, genellikle Zeydan aşiretinin kökenini bu iki aşiretin bulunduğu Hakkari – Urmiye – Zaxo – Erbil mıntıkaları olarak da gösterirler.

Bitlisteki Kürt Aşiretleri

Arap tarihçi ve yazarlardan olan Abbas Azzavi de Zeydan aşiretinin diğer bir Kürd aşireti olan Bilbasilerin bir kolu olduğunu yazar. Ancak Zeydanlar ve Bilbasiler ayrı ayrı aşiretlerdir.

 

Rojkan aşiretler konfederasyonunu kuran aşiretlerin 25 aşiretten meydana geldiğini daha önce belirtmiştik. Bu konfederasyon iki gruba ayrılırdı, BİLBASî ve KAVALîSî diye.

 

25 aşiretin adları ise şöyledir:

 

  1. Kisâni, 2. Bâiki, 3. Mudiki, 4. Dukisi, 5. Zeydani (Zidani), 6. Kele Dışiri, 7. Herbili, 8. Bâligi, 9. Hiâreti, 10. Gûri, 11. Berişi, 12. Sekiri, 13. Kârisi, 14. Biduri, 15. Belâ Kurdi, 16. Zerdûzi, 17. Andaki, 18. Kavalisi, 19. Partâfi, 20. Kurdeki, 21. Zohrevverdi, 22. Kâşâhi, 23. Halidi, 24. Usturki, 25. Azizan (İzizan)

Günümüz Zeydan aşiretinin bölgesel ikamet coğrafyası olarak Bitlis ve Hakkari civarı odaklı oldukları biliniyor olsa da Zeydanların göçebe kolları İran, Irak, Suriye ve Lübnan sınırları içerisindeki mıntıkalarda da tarih boyunca hep yaşamışlardır.

Mesela İran’ın Khuzestan bölgesi içerisinde çok büyük bir Zeydan mıntıkası ve eski bir köyü vardır. Lübnan’ın ünlü yazarlarından Jurji (Georgi) Zeydan vardır ki, oralara göçmüş aslen Zeydani bir Kürd ailesinin mensubudur. Bu aile İslamiyet öncesi o bölgeye göç etmiş ve Hristiyan inancına mensup bir ailedir. Ünlü tarihçi İzady, Jurji Zeydan’dan Kürdler üzerine yazdığı eserinde bahseder.(2)

Tarihteki savaşlar, doğa, iklim ve aşiretsel nedenlerden kaynaklı göçler sonrası, Zeydanlar birçok değişik coğrafyaya dağılmışlardır. İslamiyet öncesi ve sonrası da bu göçler hep devam etmiştir.

Bir başka örnek de 1250’lerdeki Moğol istilası sırasında bazı ailelerin Suriye, Lübnan ve Mısır’a gittikleri, hatta bazılarının daha da ilerisi Kuzey Afrika’ya Cezayir’e gittiğidir.

İsveç’in İstanbul başkonsolosluğunu yapmış Ingmar Karlsson’un 2008 yılında çıkardığı kitapta bu göçlere de değinilmiş ve Cezayir’deki ailelerden somut olarak bahsedilmiştir. (3)

Bu bağlamda Cezayir asıllı Fransız milli futbolcu Zidane’ın ’benim aslım da buralardan’ sözlerini de hatırlatalım.

1999’un Haziran ayında Türkiye’nin tatil beldelerinden Göcek’e tatile gelen Zidane ile yapılan bir röportajda, ünlü futbolcu büyük büyük dedesinin isminin Zeyneddin Zeydan olduğunu ve dedelerinin aslının da ’bu coğrafyadan’ Cezayir’e göçtüğünü Türk gazetelerine söylemiştir. ’Bu coğrafya’ ibaresinin tam olarak neresi olduğu haberde geçmemişse de gazete ’Zidane’ın aslı da Anadolu’dan’ diye bir başlık atmıştır.

Ek bir bilgi olarak, Arap ülkelerinde de Zeyid ve Zeidan isimlerinin bulunduğunu belirtelim. Ancak Kürd Zeydanlar İrani halklar grubundan olup, Arap olan Sami Zeyid/Zeidanlar ile alakaları yoktur. Ancak Araplaşmış Kürd Zeydanların Arap devletlerinde yaşıyor olması çok muhtemeldir.

Zeydan aşiretine dair yazılı kaynakların başında Şerefname (1597) gelmektedir ki, birçok yerde Zeydan, Zeydî, Zeydanî ve Zeydanan adları ile bu aşiretten bahs edilir. Bahsedilen yerlerden biri şudur:

‘Gazi Sultan (Kanuni) iradesi, Bedlis Vilayeti’ni Acem ülkesine kaçmış olan Bedlis’in Kürd hükümdarı Şemseddin Han’dan almak için adamlarını Bitlis üzerine gönderdiği zaman, Baykan, Modkan, Zeydan(î) ve Bilbasî aşiretlerinin hepsi hemen başkaldırarak, Osmanlı devlet adamlarına ve görevlilerine karşı üç yıl süreyle direndiler’. (4)

Başka bir eser de 1650’lerde Bitlis’i ziyaret etmiş olan seyyah Evliya Çelebi’nin seyahatnamesidir. (5)

Çelebi’nin seyahatnemesini baz alarak 1928 yılında Alman yazar William Köhler’in yayımladığı eserde, Zeydan aşiretinin ismi de belirtmiştir. Bu detaylı çalışmasında Evliya Çelebi’nin Bitlis ziyaretini inceleyen Köhler, Çelebi’nin şehri ziyaretinde Bitlis’in yerleşik aşiretlerine değindiğinin de altını çizer. Bitlis’in bu yerli ilk beş Kürd aşireti arasında Zeydan ismi de zikr edilir.

Türkiyedeki Kürt Aşiretleri

’Önce Bitlis’te yerleşik olan beş aşiretin adlarını sayalım: Kisani, Baiki, Mudiki (Mutki), Dukisi, Zidani (Zeydani)’ şeklinde Haydar Işık’ın 1989 yılında Alan Yayıncılık’tan çıkan ve Türkçe yayımladığı ’Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Bitlis ve Halkı’ adlı kitabında yayımlanmıştır. (6)

Evliya Çelebi Bitlis’in mahallelerini sayarken Zeydan mahallesini de ’Zindan Mahallesi’ olarak sayar.

Bitlis’in yerleşik Kürd aşiretlerine Şerefxanê Bedlis-i de eseri Şerefname’de şu şekilde yazmıştır:

’Kürdistan’ın öteki aşiretlerinden ve halklarının birçok kısımlarından, daha önce anlatılan üstün toplumsal nitelikleri ve iyi ahlak hasletleriyle ayrılan bu Kürd (Rojkan) aşireti 24 dala ayrılır. Bunların beşi, yani Qeysan, Baykan, Modkan, Zoqeysi ve Zeydî (Zeydan) aşiretleri, Bedlis Vilayeti’nin bilinen en eski aşiretlerindendirler’.

1898 senesinde Bitlis’e gelen başka bir seyyah olan H.B.F. Lynch, ziyaret ettiği şehri tüm teferruatları ile not etmiştir. Bu notları arasında Bitlis’in topografik yapısını gösteren ve Zeydan Mahallesi’ni de ’Zeidan’ olarak açıkca belirten bir de harita bulunmaktadır.  (7)

Zeydan Aşireti Hakkında Bilgiler

Zeydan Aşireti

Zeydan ismini yazılarında zikr eden başka biri de Cuinet’tir. Fransız araştırmacı ve yazar Vital Cuinet’in 1889 yılında Osmanlı devleti için Bitlis Vilayeti hakkında tuttuğu Fransızca raporda, Bitlis’in ana mahallelerinden bahsettiğini görüyoruz.

’Bitlis şehri, Zeydan Mahallesi, Taş Mahallesi, Kızıl Mecid ve Hersan Mahallesi olmak üzere 4 bölgeye ayrılmış. Bu bölgeleri doğal bir sınır gibi kesen ise, kuzeyden güneye doğru akan ve şehrin ortasından geçen Bitlis Çayı’dır. Şehrin kuzeyi ve batısında bulunan Zeydan ve Taş Mahallesi bölgelerini, batıdan doğuya akarak bölen ve Bitlis Çayı’nı besleyen bir kol var ki, bu su daha sonra şehrin ortasında Bitlis Çayı ile birleşmekte’. (8)

Zeydan aşiretinden ünlü Sykes-Picot anlaşması mimarlarından olan İngiliz Mark Sykes da bahseder.

1899 -1913 yılları arasında defalarca bu bölgede bulunan Sykes, üç defa da Bitlis ve civarından geçmiştir. 1915 yılında yayımlanmış ‘Halife’nin Son Mirası’ adlı kitabında, İslamiyet’in yayılışı Osmanlı tarihi, Anadolu, Kürdistan coğrafyası ve ahalisine değinen Sykes, çok teferruatlı bir şekilde de Osmanlı İmparatorluğu’nun Kürd Aşiretleri listesini çıkarmıştır. Bu Kürd aşiretleri arasında Bitlis, Mutki ve civarındaki birçok Kürd aşiretine değinen yazar, Kürd Zeydan Aşireti’nden de birkaç yerde bahsetmiştir ki, Zeydan aşiretinin Pinyaniş ve Herki aşiretlerinin bir alt kolu olduğunu yazmıştır. (9)

Kürt Aşiretleri

Bitlis Aşiretleri

 

Anlatımlarında Bitlis’teki Zeydan aşiretinin ismini belirtenler arasında, 1908-9 tarihlerinde Bitlis ve Van’da Britanya Konsolos Yardımcılığı görevi yapmış Arshak Safrastian da vardır.

Safrastian’ın 1948 yılında yayımladığı kitabında Bitlis’teki iki büyük Kürd aşireti olan Zeydanlar ve Gebollar’a da değinmiştir.

’Burada iki büyük Kürd aşireti var. Gebollar ve Zeydanlar. Yerleşim yerleri şehir merkezidir. Ancak bu aşiretler güç ve savaşçılarını Diyarbakır’ın güneyine kadar uzanan yerlerden toplarlar’. (10)

1920’ler sonrası ve özelikle de 1930’lardaki yeni kanunlar çerçevesinde, hem mahalle düzeni hem isimler hem de lakaplar mecburi değişikliklere uğramıştır. 1926 Şark Islahat Planı Kanunları uyarınca ve 1934 Soyadı Kanunu ile birlikte, asırlardır kullanılan Kürdçe, Arapça, Farsça ünvanlar ve aşiret/aile isimleri yerlerini Türkçeleştirilmiş isimlere bırakmak zorunda kalmıştır.

’…. o yerel lehçeyi konuşan zümrelere mensup fertlerin ve ailelerin isim ve lakaplarını Türkçeleştirmek, nüfustaki kayıtlarını ve künyelerini fırsat düştükçe tashih (düzeltmek) etmek ve evlerinde ve aralarında Türkçe konuşturmak ve öz yüreklerinden kendilerine Türküm dedirtmek; milli ve mühim bir vazifedir’(11).

Nüfus kayıtlarına atanmış memurlar tarafından kayda geçirilen isimler, bazen ya Türkçe karşılığı olarak kaydedilmiş ya da o isimlere en yakın Türkçe adlandırmalar gelişi güzel verilmiştir.

Mesela, Kürdçe Mala Çurukan olan ailenin/aşiretin ismi ‘Çürükler’ olarak kaydedilmiştir. Mela, Şeyh, Ağa, Efendi, Zade ve Bey adlandırılmaları yasaklanmış ve yerine isim ve soyisim mecburiyeti getirilmiştir. Zeydan ismi ile anılan Bitlisli aile büyüklerinden bazıları, Türkçe soyadı mecburiyeti sonucunda Tan, Sezikli ve Kuzenk gibi isimleri almışlar ve Zeydanzade ismi de zamanla Zeydanlıoğlu olmuştur ki, ’zade(h)’ oğul/soylu kişi demektir.

Bu değişikliklerden dolayı yaşlılarımız, bir bireyin hangi aileden olduğunu bilmek öğrenmek istediğinde, o kişinin aşiretini veya bağlı olduğu büyük aile isimlerini sorarlar. 1934 yılında çıkartılan Soyadı Kanunu sonrası, değişik soyisimleri almış olan ailelerin hatta aynı aileden olan her bir kardeşin soyisminin farklı olması, onların aynı aşiret kökenine sahip oldukları gerçeğini değiştirmemektedir.

Türkiyedeki Aşiretler Geçmişi

Türkiyedeki Aşiretler Tarihi

Günümüzde Zeydanların kendi isimleri (Zeydan, Zeydanlı, Zeydanlıoğlu) ile anıldıkları başlı başına aşiret ve aileler de mevcuttur. Zeydan aşiretine bağlı olan, ancak farklı soyisimler almış veyahut tarih içerisinde farklı isimler ile anılan onlarca Bitlisli aile de vardır.

Bunlardan bazılarını sıralayalım:

Hacı Mehmed Ağalar, Cehfo Evi, Cerco Evi, Bekiro Evi, Kerkuşler, Yusufpaşalar, Bayraktarlar, Mala Şevêş, Zülfikarlar, Menteşler, Tahinciler, Durmuş Evi, İbrahimzadeler, Hüseyin Ağalar, Karasalar, Mala Seyad, Sadi Evi, Meco Evi, Çançolar, Çürükler gibi. Zira o ailelerin büyükleri kendilerinin Zeydan olduklarını bilirler. Zeydan adında cami, kale, mahalle, yayla, köy, çeşme ve akarsu dahi vardır. Zeydanların yaylarındaki avlar tarihte meşhurdur. Warê Zeydan adı ile bilinen bu mıntıkada vuku bulmuş av günleri, sözlü anlatım olarak nesilden nesile hep aktarılmıştır.

Bitlis’i 1655 senesinde ziyareti sırasında Bitlis’in hanı Kürd Abdal Han’ın misafiri olan seyyah Evliya Çelebi, bu av dönemini şu şekilde aktarır:

’Bu av, hanın emriyle yılda bir kere olur. Rojki aşiretinin bütün Kürdleri üç gün dağları süzerler. Bitlis şehrinin dereleri ve tepelerindekiler de dahil, türlü türlü yaban hayvanları ve binlerce keklik avlanır. Bu hayvanlar üç ay boyunca buralarda ve Bitlis şehrinin içinde satılır ki, Bitlis halkı koyun ve kuzu yemekten kurtulurlar. Bu ava Kürdler arasında helu derler. Binlerce Kürdün hay huyları ile dağlar ve bu yaylalar velvele verir’

Baran Zeydanlıoğlu, 3 Nisan 2020

 

Kaynaklar

 

  1. 413 Numaralı Mufassal Tapu Tahrir Defterine Göre Bitlis Sancağı, Ahmet Yılmaz, Selcuk Üniversitesi
  2. Kürdler bir El Kitabı, Mehrdad Izady, 2004
  3. ‘Kürdistan – olmayan ülke’, Ingmar Karlsson ‘2008
  4. Şerefname Şerefxanê Bedlisi, 1597, düzenleyen: ME Bozarslan, 1971
  5. Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 4. Kitap, I. Cilt, Yapı Kredi Yayınları, 2012
  6. Bitlis ve Halkı, W. Köhler, 1928, çeviri. H. Işık, alan Yayıncılık, 1989
  7. HFB Lynch, Armenia Travels & Studies, 1901, Londra
  8. ‘Küçük Asya’nın Her Bir Vilayetinin İdari, İstatistiksel, Tanımlayıcı ve Gerekçeli Coğrafyası’ndan Türkiye’, V. Cuinet, 1894
  9. Halife’nin Son Mirası – Türk İmparatorluğu’nun Kısa Tarihi, M. Sykes, Londra, 1915
  10. Kurds and Kurdistan, Arshak Safrastian, 1948, Londra
  11. Şark Islahat Kararları, Prof. H. Reşit Tankut arşivi

Bitlis Salnameleri 1972 & 1973

‘Lyon Mezopotamya, Kürdistan ve Kafkasya V, Bitlis ve Bazid’de Lyon Müzesi Direktör Yardımcısı Ernest Chantre’nin bilimsel misyonu, Ernest Chantre, 1881, Lyon

Kürdistan ve Kürt Kabileleri, İngiliz Kütüphanesi: Hindistan Ofisi, Ağustos 1919

 

Baran Zeydanlıoğlu – Bitlisname